"Taş sesliler! Gürültülü bir makine gibi. Bir makinenin çalışırken gürültü çıkarmasının nedeni, bozulmuş ya da eski bir teknolojiye ait olmasıdır. Bunlar için ikisi de geçerli. Geldikleri toprağın kuralları dinleriyle yaşıt. Makine eski. Geldikleri toprağı harmanlayansa, üzerine çöreklenmiş ve yalnızca maddesel olan çağdaşlaşma. Makine bozuk. Baskı ve dürtü. Biri "Yap!", diyor, diğeri "Yak!" Aynı anda iki yanağına tokat yemiş bir çocuktan farkları yok. Aynı anda iki yumruk. Sağdan ve soldan. Alınları kırışmış, akılları sıkışmış. Belki de bu yüzden bağırıyorlar. Ezildikleri için. Canları yandığı için. Belki de bu yüzden sesleri yüksek çıkıyor. Göz pınarları basınçtan tıkandığı için. Yaş dökemedikleri için. Oysa gülüyorlar bağırırken. Çünkü dünyayı kendilerinden ibaret sanmaları zor değil. Oysa gülüyorlar, birbirlerini döverken. Çünkü, gelişerek ilerleme evrelerinin yanlış sıralandığı topraklarında hayatı hoş gördükleri anda ona yeniliyorlar. Hepsi de fırsatçılık tarikatının müritleri. Bense onların inandığı hiçbir şeye inanmıyorum. Ne fırsatlara ne de acıdan doğan acımasızlığa. Bu yüzden fısıldayabiliyorum hâlâ."
hiyerarşi çıkmazında alt katmanlar
Eşitsiz bir sistemde alt katmanlarda yer alan grupların bu katmanlardan kurtulma çabasında tutacağı iki yol vardır. Sistemi, herkesin yer alabileceği bir biçimde yeniden yapılandırmaya çalışmak, ya da düpedüz, var olan eşitsiz dağılım içinde daha üst kademelere çıkmaya çalışmak. Bilindiği gibi sistem karşıtı hareketler, eşitlikçi hedeflerde ne kadar yoğunlaşmış olursa olsun, her zaman başlangıçta ya da eninde sonunda var olan hiyerarşi içinde "yukarı doğru hareketlilik"ten başka amacı bulunmayan öğeler içermiştir. Hareketlerin kendisi de her zaman bu durumun farkında olmuştur. Bununla birlikte, sorunu kişisel güdüler çerçevesinde tartışmak eğilimi göstermişlerdir: davaya inananlar, davaya ihanet edenlere karşı. Ama çözümleme sonucu, hareketlerde tarihsel gelişmelerinin her belirli anında "davaya ihanet edenler"in hazır ve nazır olduğu görüldüğünde insan, güdüsel açıklamalardan çok yapısal açıklamalar aramaya yöneliyor.
Bu durum öylesine açık seçik ki, bu hareketler stratejilerini neden böylesine kendi kendini yenilgiye uğratacağa benzeyen bir hedefe dayandırıyor diye merak ediliyor olmalıdır. Yanıt oldukça basit: Tarihsel kapitalizmin verili siyasal yapısı çok az seçim bırakmıştır. Daha çok umut vaat eden hiç bir alternatif strateji yok gibi görünmüştür. Devlet iktidarının ele geçirilmesi hiç değilse, çekişme halinde gruplar arasında güç dengesini az çok değiştirme umudu vaadetmektedir. Başka bir deyişle iktidarın ele geçirilmesi sistemde reform anlamına gelmektedir. Reformlar gerçekten durumda düzelme sağlamakta, ama bu her zaman sistemin güçlenmesine pahasına olmaktadır.
------
Makalenin devamı eklenecektir.
23 Ekim 2009 Cuma | Gönderen kırık yumurta zaman: 17:42
Yumuşak Uçlu Kalem ve İz Bırakmayan Silgi
Bu öyle bi kalemkutusu ki içinde;
Takriben 6 milyar yumuşak uçlu kalem ve iz bırakmayan silgi,
"Neden insanların üretenlerin bu gösteri haklarını elinden alıyorsunuz" diyip yarın evinden bakkala çıkmaya korkacak fondötenli fularlılar,
Yemek eşliğinde izlenen "yine aynı manzara" başlıklı "requiem for a dream main theme" müzikli haberlere "yazık yazık" tepkisi verecek "aman kızım kariyerini düşün"ler,
Film festivallerinde -özgürlükçü- filmlere akın edip ne bağırıp ne susanlar,
300 kişiye karşı bir evde kavgası uğruna tek başına direnip ancak -na-mertçe katledilenler,
Kimin çıkarına savaştığını bilmeyip hayat çizgisi mayınlarda biten askerler,
"Broo barney varyaa gaymiş ooğlum lan" lar,
Bir de ,sicilim kirlenmesin, diye gösteriye katılmayıp ertesi gün ardakalan çöpleri süpürecek çöpçüler var.
Kim haklı?Tabii ki de sen!
İyi tatiller.
30 Nisan 2009 Perşembe | Gönderen kırık yumurta zaman: 17:48