"Taş sesliler! Gürültülü bir makine gibi. Bir makinenin çalışırken gürültü çıkarmasının nedeni, bozulmuş ya da eski bir teknolojiye ait olmasıdır. Bunlar için ikisi de geçerli. Geldikleri toprağın kuralları dinleriyle yaşıt. Makine eski. Geldikleri toprağı harmanlayansa, üzerine çöreklenmiş ve yalnızca maddesel olan çağdaşlaşma. Makine bozuk. Baskı ve dürtü. Biri "Yap!", diyor, diğeri "Yak!" Aynı anda iki yanağına tokat yemiş bir çocuktan farkları yok. Aynı anda iki yumruk. Sağdan ve soldan. Alınları kırışmış, akılları sıkışmış. Belki de bu yüzden bağırıyorlar. Ezildikleri için. Canları yandığı için. Belki de bu yüzden sesleri yüksek çıkıyor. Göz pınarları basınçtan tıkandığı için. Yaş dökemedikleri için. Oysa gülüyorlar bağırırken. Çünkü dünyayı kendilerinden ibaret sanmaları zor değil. Oysa gülüyorlar, birbirlerini döverken. Çünkü, gelişerek ilerleme evrelerinin yanlış sıralandığı topraklarında hayatı hoş gördükleri anda ona yeniliyorlar. Hepsi de fırsatçılık tarikatının müritleri. Bense onların inandığı hiçbir şeye inanmıyorum. Ne fırsatlara ne de acıdan doğan acımasızlığa. Bu yüzden fısıldayabiliyorum hâlâ."